Spiritüel bilginin ışığı, zaman ve mekanın gerekliliklerine göre kendini çeşitli formlarda göstermiştir. Bu formlar “dinler” olarak adlandırıla gelmiştir, fakat hepsi o aynı ışık kaynağından: tek gerçek dinden, ortaya çıkmıştır.

Bütün dinler aynı prensiplere sahiptir. Güneşin altında her bir din doğar, büyür, gelişir, kendini birçok mezheplere ayırır ve ölür. Bu her zaman böyle olmuştur ve böyle olacaktır. Dini prensipler ise hiçbir zaman ölmez. Dini formlar ölebilir, fakat dini prensipler, başka bir değişle, ebedi değerler asla ölemez. Yeni formlar giyerek devam ederler. - Samael Aun Weor, Religious Principles (Dini Prensipler)

Dünyanın dinlerinde vücut bulan ebedi değerler, bilincin o ışığa girip yaşamının amacını tamamen fark edebilmesi için temel gerekliliklerdir. Başka bir değişle, bütün dinlerin kalbindeki mesaj, bilinci uyandırmak ve ıstırabı elimine etmek ve böylece o ebedi ışığı kendi direkt tecrübemiz ile bilmemizdir.

Yunanca bir kelime olan Gnosis, bize öğretilen ya da inançla ilgili olan bilginin aksine uyanmış bilincin tecrübesiyle elde edilen bir çeşit bilgiye karşılık gelir. Hakiki Gnosis, bütün insanlık için evrensel olan, bilinci ıstıraptan kurtaran bilgidir. Gnosis – tarihte ya da farklı kültürlerde hangi isimlerle anılmış olursa olsun – bilinçli, deneysel bilgi olup yalnızca zihinsel veya kavramsal bir bilgi veya bir inanç ya da bir teori değildir.

Gnostik öğrenci, bilinci uyandırma ve algılamaya ait engelleri ortadan kaldırma yoluyla ışığa (Hakikate) ait kendi direkt tecrübesini elde etmenin peşindedir. Bu görevi yerine getirmenin adı, Gnosis, Yol, Dharma, Jnana, Daath, vs gibi birçok farklı isim olagelmiştir. Bütün bu antik öğretileri karşılaştırdığımızda bütün dini formların kendi kalplerinde bir Gnositisizm bilmi: Hakikatin kişisel bilgisine ulaşmayı barındırdığını görebiliriz.

Birçokları Gnosis kelimesini Ortadoğu’nun çöllerinde bulunan birtakım metin koleksiyonu (Nag Hammdhi metinleri veya Ölü Deniz Yazmaları gibi) ile ya da (Essene’ler gibi) kayıp spiritüel araştırmacı gruplar ile ilişkilendirse de gerçek şudur ki bu yazmalar ve gruplar aslında çok daha eski, çok daha yaygın bir hareketin küçük birer parçasından ibaretti. Bu yaygın hareketin izlerini sadece fiziksel delillerle bulmak mümkün değildir; bunu gerçekten bilmek ancak uyanmış, bilinçli bir tecrübe ile – sadece bu fiziksel dünyada değil aynı zamanda meditasyon, rüya yogası, vs tekniklerle İçsel Dünyalarda da bilinçli olan tecrübe ile – mümkündür.

Bu çekirdek dine ilişkin kanıtlar, dinlerin karşılaştırmalı incelenmesiyle ortaya çıkar; her zaman aynı temalar ve sembollere rastlanır. Bazıları bunların tesadüf eseri ya da bilinçsiz sembolizm olduğunu iddia etseler de gerçek çok da güçlü olarak karşımıza çıkar: bütün dinlerde hep aynı sembolizm vardır çünkü bir tek ve hep aynı olan din, fakat gerçek formu ve anlamı insanlığın uyuyan bilinci tarafından bulanık bir şekilde algılanabilen bir din vardır. Bundan dolayı, o Tek Gerçek Dini açıklığa kavuşturmak için zaman zaman elçiler, Buda, İsa, Muhammed, Quetzalcoatl, Krishna, Musa, Fu Ji ve daha birçokları gelmiştir; her biri Gnosis’i zaman ve mekanın ihtiyaçlarına göre öğretmiştir.

Biz hiçbir dine, okula, mezhebe veya locaya karşı değiliz; bizler biliyoruz ki bütün dini formlar, Kozmosun her bir atomunda gizli bulunan o büyük Kozmik Evrensel Sonsuz Dinin tezahürleridir. Biz bütün dinlerin, okulların, grupların, locaların ve inançların sentezini öğretiyoruz. Bizim doktrinimiz, Sentez Doktrinidir. - Samael Aun Weor, The Perfect Matrimony (Mükemmel İzdivaç)

Saygıdeğer Gnosis bilimi bütün insanlık için evrensel olup bilinçlerini tamamen uyandırıp geliştirenlerin evrensel olarak tecrübe ettikleri, objektif gerçekliği tecrübe etme ile ortaya çıkan “bilme” durumudur. Bu gerçekliği kişinin kendi tecrübesiyle bilmesine varan yol da Gnosis olarak adlandırılır; çünkü bu yol kişiyi, temel gerçekliğe ait kendi Gnosis’ine götürür.

Gnosis, özü itibariyle ıstıraptan kaçma metodudur; çünkü temel gerçekliği tecrübe edebilmek için, hepimizin yoğun olarak ıstırap çektiği aldatıcı aklı terk etmek gereklidir. Aldanmalarımız ıstıraba sebep olmakta ve hakikati görmemizi engellemektedir.

Bu temel gerçekliği tecrübe etmenin kesin bir metodu olup bu metot, bin yıllar boyunca varola gelmiştir. Gerçek Gnosis – bu tecrübenin bilinçli bilgisi – ayrımcılık, dogma, siyaset, fanatizm ve mezhepçilikten uzaktır. Gnosis ilahi olandan gelir, zihnin üretimi olan sınırlı kavramlar veya sadece inanç içersine hapsedilemez.

Gerçek Gnosis’in kalite işareti dünyaya gelmiş büyük insanlarda görülebilir: derin merhamet, engin bilgi hazinesi ve üstün zeka.

... kadim dünyanın eski okulları diye tabir edilen okulların, kökü cennette ve dalları dünyada olmak üzere – insan ruhu gibi – görünmez ama kendisine ifade sağlayan somutlaştırılmış araçlarının sürekli var olma sebebi olan tek bir felsefi ağacın dalları olduklarına inanmak için her türlü sebep vardır. Gizemler, bu tek felsefi ışığın içinde yayıldığı kanallardı, onların inisiyeleri ise zihinsel ve spiritüel anlayışa sahip olarak, maddi dünyaya karşı bütün Işık ve Hakitatin derin ilmini taşımalarıyla, bu ilahi ağacın mükemmel meyveleriydiler. - Manly P. Hall, The Secret Teachings of All Ages (Bütün Çağların Gizli Öğretisi) (1928)

Gnosis, dünyanın bütün büyük azizleri ve aydınlanmış ruhları tarafından, her birinin kendine has sözleri ve sesleri ile ifade edilmiştir.

Bütün dinler ilahiliğin altın ipliğinde dizili kıymetli incilerdir. – Samael Aun Weor

Gerçek Gnosis bütün insanlık için evrensel olup hakiki bütün dinlerde ve mistik geleneklerde bulunabilir. Dolayısıyla her birinde bütün dinlerin doğmuş olduğu Sentez Doktrini: Evrensel Öğreti bulunur. Bu kök bilgi, her insanın Hayat ve Ölümün Gizemlerini doğrudan, bizzat kendi tecrübesiyle bilebilmesi için gerekli olan temel bilimdir.

Bütün dini formlar, Kozmosun her bir atomunda gizli bulunan o büyük Kozmik Evrensel Sonsuz Dinin tezahürleridir.

Gnosis, Budist doktrininde, Tibet’in Tantrik Budizminde, Japonya’nın Zen Budizminde, Çin’in Chan Budizminde, Tasavvufta, Semazenlerde, Mısır, Fars, Kaldea, Pisagor, Yunan, Aztek, Maya, İnka, vs bilgilerinde bulunur.

Biz bütün dinlerin, okulların, grupların, locaların ve inançların sentezini öğretiyoruz. Bizim doktrinimiz, Sentez Doktrinidir. - Samael Aun Weor, The Perfect Matrimony (Mükemmel İzdivaç)

Gnosisin Kalbi

daath, hayat ağacı Gnosisin Kalbi, Büyük Arkanum, Daath’tır (ya da İbranice “bilgi” anlamına gelen Da’ath), Cennet Bahçesi hikayesinde Hayat Ağacı olarak sembolize edilen hayatı bilgidir. Adem ve Havva o ağacı kötüye kullanmış ve Cennetten kovulmuşlardı; bu hikaye semboliktir.

Büyük piramitleri inşa etmiş, muazzam medeniyetler kurmuş, günümüzde bile anlayamadığımız bilgi ve teknolojiye sahip olan antik kültürler, mistik gizemlere sahiplerdi ve onlara her şeyin üstünde hürmet ederlerdi. En büyük sır, bütün bilimlerin en büyüğü olan, Büyük Arkanum ya da Alkeminin Okült Bilimi ise içlerinden en önemlisiydi. Mısırlılar, Aztekliler, Mayalılar, Kaldealılar, Hindular, Tibetliler, vs gibi medeniyetlerin hepsinin en kıymetli hazinesi Büyük Arkanumdu.

Bütün bu medeniyetlerde ezoterik bilgiler her zaman elit bir grup için saklı tutulurdu. Hindistan’da olsun, Mısır’da olsun, Maya veya Aztek medeniyetlerinde olsun, mistik bilgi, özenle yetiştirilmiş bireylerin rahipliğinde iletilir, uygulanır ve korunurdu. Bu bireyler en zorlu, en sert disiplin ve kurallara tabiydiler.Büyük Arkanum bilgisine girebilmek için ardı arkasına testlerden geçerek samimiyet ve güvenilirliklerini kanıtlamak zorundaydılar. Bir çok kere kendi bilgileri haricinde izlenirlerdi. Birçok kere de sadece nasıl tepki vereceklerini ölçmek, hala verdikleri yeminlere sadık kalıp kalmayacaklarını görmek için reddedilirlerdi. Büyük Arkanumun, gizem okullarının en büyük gizemi o kadar önemli, o kadar kuvvetliydi ki, onu ifşa eden, sadece onun hakkında konuşan her inisiyenin başı kesilir ve külleri rüzgarda kaybolur ya da o inisiyeler gizemli bir şekilde kaybolurlardı. Büyük Arkanumun sırlarını halka açık olarak ifşa eden bütün bütün inisiyeler kaçınılmaz olarak öldürülür ve Dünya’dan temizlenirlerdi. Çok yakın zamana kadar bu böyleydi.

Bizimkinden önceki çağlarda, Bilgi Ağacı’nın – daha kesin konuşmak gerekirse, İyi ve Kötünün Bilgisinin Ağacı’nın – spesifik anlamı onu araştıran kişinin buna layık olduğu kanıtlanana kadar kendisinden gizlenirdi. Maalesef, arzu aklı çürütür; güç arzusu ve bilgi kıskançlığı, birçoklarını gizli bilgiye sahip olanları tehdit etmeye hatta öldürmeye sürüklemiştir; bu da gerçek İnisiyeleri gezegenin en ücra kesimlerinde saklanmaya zorlamıştır. Bilginin muhafaza edilebilmesi için saklanması gerekliydi.

gnostikler yanarken İsa Mesih’e Kutsal Topraklarda eşlik etme suçundan, ritüellerimzi Roma’nın yer altı mezarlarında gerçekleştirmemizden dolayı, biz, Gnostikler, Roma sirkinde aslanlarla karşı karşıya geldik. Daha sonra, zaman içerisinde Roma Katolik engizisyonunun alevlerinde canlı canlı yakıldık. Daha önceleri bizler Filistin’in mistik Essene’leriydik. Dolayısıyla biz fırsatçı doktrinler uydurmuyoruz. Yirmi yüzyıldır saklanmıştık, fakat şimdi bir kez daha omuzlarımızda o eski, kaba ve ağır haç olarak sokaklara dönüyoruz.

Tarsuslu Pavlos doktrinimizi Roma’ya taşımıştı. Evet, o bir Nasıralı Gnostikti.

İsa Mesih yetmiş müridine gizli olarak doktrinimizi öğretti.

Sethian’lar, Peratae, Carpocratian’lar, Nasıralılar, Essene’ler Gnostiklerdi. Mısır ve Aztek gizemleri, Roma, Truva, Kartaca, Eleusis gizemleri, Hintlerin, Druidlerin, Pisagorcuların, Kambirlerin gizemleri, Mithra ve Fars gizemleri, vb hepsi derin olarak incelendiklerinde Gnosis ya da Gnostisizm diye adlandırdığımız şeydir.

Karanlık Çağın gelmesiyle birlikte kapanmış olan kadim Gnostik Mabetleri bir kez daha açıyoruz. Böylelikle hakiki İnisiyatik Kolejleri açmış bulunuyoruz. - Samael Aun Weor, The Major Mysteries (Majör Gizemler)

Ezoterizmi ciddi bir şekilde çalışan herhangi bir kimse, hiçbir zaman açık olarak anlatılmayan ama onun temelindeki bilimin değiştirilemez olduğunu keşfedecektir; geleneklerinden ve hatta yaşadıkları yüzyıldan bağımsız olarak bütün gerçek inisiyeler bilim ve sanatın temel doğasında hemfikirdirler. Nasıralı İsa, Hermes Trimegistus, Musa, Aziz Augustinus, Homer, Hz. Süleyman, Buddha Shakyamuni, Hint üstad Padmasambhava, Hz. Muhammed, Eliphas Levi, H. P. Blavatsku, Buddha Maitreya, Rudolf Steiner, Swami Shivananda, Nicolas Flamel, Basil Valentine, Üstad Moira, Max Heindel, Paracelsus, Arnold Krumm Heller, Dion Fortune ve Samael Aun Weor gibi geçmiş üç bin yıllık zaman aralığında yaşamış yazar ve mistiklerin hepsi de, farklı anlatım şekilleri, farklı sembolizm kullanmış olsalar da, o aynı bilimi anlatmakta ve bu bilimin tek olduğunda hemfikirdirler. Bu bilim, Eleusis gizemleri, Aztek, Maya, Kaldea ve Essene’lerin gizemlerinde de aynen görülebilir. Bu içsel bilgi, Nasıralı İsa’nın bahsettiği Tek Yoldur:

Adem ve Havva Cennetten kovuluyor Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve kolay enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Oysa yaşama giden kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır. – Matta 7:13

Bu dar kapı, Cennete geri dönüş kapısıdır; uzun zaman önce geldiğimiz kapı. Bu kapı, Büyük Arkanum bilgisidir. Bu en değerli hazinede saklı olan öğretileri uygulamak, gerçek Yola adım atmak demektir. Bu yol ve onu oluşturan adımlar, İbranice Daath kelimesiyle tanımlanmıştır. Daath, Kabala’daki gizli küre olup, “bilgi” anlamına gelir. O, Cennet Bahçesindeki Adem ve Havva’nın yedikleri meyveyi taşıyan Bilgi Ağacıdır. Daath (Bilgi) kelimesinin Yunancası Gnosis’tir.

Bir tek çekirdek öğreti vardır. Bu öğreti birçok farklı isimlerle anıla gelmiş, farklı görünümlere bürünmüştür. Çünkü pozitif yönde bilinci uyandırma bilimi ve sanatı evrensel ve değişmezdir, fakat sıradan insandan saklanmıştır. Sıradan insanın gördüğü, yıkıma giden enli yoldur.

Birçok kişi çekirdek spiritüel bilgi olan Büyük Arkanum bilgisini alıp onu kasten veya bilgisizlikten dolayı bozmuş olan sayısız ekol, gelenek ve din olduğu gerçeğini bilmemektedir. Çoğu durumda da bu bilgiyi bozanlar, en “popüler” öğretiler olarak karşımıza çıkar. Bunlar çok saygıdeğer ve beğenilen öğretilerdir, çünkü insan aklını yozlaştıran temel psikolojik sorunlarla çatışma içinde değildirler.

Kara Büyü, kitlesel akla cazip gelir. Medeniyetimizi oluşturan değerlere cazip gelir. Hiç bir şeye karşılık bir şeyler vaat etmektedir. İnsanın kalbinde hırs olduğu sürece bu, ırkımızın dürüstlük ve bütünlüğüne tehdit teşkil edecektir. - Manly P. Hall, Magic: a Treatise on Esoteric Ethics (Büyü: Ezoterik Etik Üzerine Bilimsel İnceleme) adlı kitabından.

Büyük dinlerin saklı, içsel anlamları, içerdikleri muazzam güçten ötürü her zaman için çok dikkatli bir şekilde korunmuştur. İçerdikleri güç, bencil, kaba ve bayağı olan toplumun geneli tarafından kolayca yanlış yorumlanıp yanlış kullanılmıştır. Bilgiyi diğer insanlara iletmek isteyen bir öğrenci “dindar, nazik ve Allah korkusu olan” ya da başka değişle yalnızca arzularını tatmin etmek için kurşundan altın elde etmeye çalışan tarzdaki kişinin tamamen zıttı olmak durumundaydı.

On sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda çeşitli kaynaklardaki bilgileri biz kez daha bir araya getiren sürecin hızlandığı görülmüştür. H. P. Blavatsky, Secret Doctrine (1888) (Gizli Öğreti) adlı harikulade eserinde şunu açıkça belirtmiştir:

Gizli Doktrinin yazarı Helena Patrovna Blavatsky Bu hakikatlerin ortaya konmasının sebebi kesinlikle bir ifşa değildir; burada yazar, dünya tarihinde ilk defa halka açık olarak sunulacak bilgilerin açıklayıcısı, bir mistik irfan açıklayıcısı olduğu iddiasında da bulunmamaktadır. Bu çalışmanın içerdikleri, Asya kıtasının büyük dinlerine ve eski Avrupa dinlerine ait binlerce ciltlik metinlere dağılmış olarak bulunmaktadır. Bunlar çeşitli harfler ve sembollerle saklanmış ve bundan dolayı bugüne kadar fark edilmemiştir. Şimdi üzerinde çalıştığımız, en eski ilkeleri bir araya getirip onları birbirleriyle uyum içinde olan bir bütün haline getirmek. Yazarın seleflerine göre tek avantajı, kişisel spekülasyon ve teorilere başvurmak durumunda olmaması. Aksine bu çalışma, daha ileri seviye öğrencilerin kendisine öğrettikleri ve kendisinin bunlara araştırma ve gözlemlerinin sonucu olarak ilave ettiği ayrıntılardan oluşmaktadır. Geçen son birkaç yıl içinde, birçok Teosofistin ve mistisizm öğrencisinin de karıştığı, kendilerine iletilmiş olan birkaç gerçekten yola çıkarak bütünsel bir düşünce sistemi arayışı hayali üzerine yapılan çılgın ve acayip spekülasyonlar silsilesi, burada belirtilmiş olan birçok gerçeğin yayınlanmasını gerekli kılmıştır.

Şunu belirtmek gerekir ki; bu kitap, tamamıyla Gizli Doktrin’den ibaret olmamakla beraber, çeşitli yazarlar tarafından benimsenmiş ve hakikate dair bütün benzerlikleri çarpıtmış olan bazı gerçeklere dikkat çekilmek suretiyle Gizli Doktrin’e ait temel ilkelerin bazı belirli parçalarını barındırmaktadır.

Ancak şüphesiz şunu da belirtmekte fayda vardır ki; bu ciltlerde anlatılan öğretiler, her ne kadar parçalar halinde, noksan olsa da, ne Hindu, ne Zerdüştlük, ne Kaldealı dinine, ya da Mısır dinine, ne de Budizm, İslam, Musevilik veya Hıristiyanlığa münhasıran ait değildir. Gizli Doktrin bütün bunların özünden meydana gelir. Aynı kaynaktan filizlenmiş olan farklı dini şemalar, bütün gizemlerin ve dogmaların doğduğu, gelişip maddeleştiği, o orijinal unsurla artık tekrar birleştirilmektedir. – H.P. Blavatsky, The Secret Doctrine (1888) (Gizli Doktrin)

Bununla beraber, Gnosis Gizemlerinin tamamıyla açıklanmasının daha sonraki bir tarihte gerçekleşeğini kendisi ifade etmiştir:

Yirminci yüzyılda, daha bilgili ve çok daha donanımlı bir mürit, Gupta-Vidya diye adlandırılan bir Bilim olduğunu gösterecek nihai ve reddedilmez kanıtları açıklaması için Hikmet Üstadları tarafından gönderilebilir. O zaman, Nil nehrinin bir zamanki gizemli kaynakları gibi, dünya üzerine gelmiş bütün dinlerin ve felsefelerin insanoğlunun yüzyıllardır unuttup kaybettiği kaynağı, en sonunda bulunacaktır. – H.P. Blavatsky, The Secret Doctrine (1888) (Gizli Doktrin)

Yeni Çağ

4 Şubat 1962’de, Kova Burcu Çağı başladığında, insanlık çok yeni bir durumla karşılaştı. Bu yeni semavi etkiyle beraber toplumda büyük bir yön değiştirme hareketinin başladığına şahit olduk: eski usüllere karşı toplu isyan, cinselliği sorguya çekme, bütün eski gelenekleri sarsan dev sosyal depremler. Aynı zamanda Batı’da güçlü bir maneviyat özlemi, gerçek, hakiki maneviyat tecrübesine olan açlığa şahit olduk. Zodyakın en devrimsel burcu olan Kova Burcu’nun doğrudan etkisi, şu iki unsur olmuştur:

Kova Burcu, Su Taşıyıcısıdır, yukarıda bahsedilen öğretmenlerin eserlerini incelediğinizde bunun önemini görebilirsiniz. Bu burcun Okült önemi Bilgi’dir, Bilgi getiricisidir.

Kova Burcu

Samael Aun Weor'un The Perfect Matrimony: The Door to Enter into Initiation kitabı (1950) Yeni çağın gelmesiyle beraber gizlenmiş olan bütün bilgiler birden bire açığa vuruldu. İnsanlığın kendini kendisinden kurtarması için gizemlere giden kapı ardına kadar açıldı. Bu ifşa, kadim ezoterik bilginin ilk defa olarak halka açılması ile başlatıldı: 1950 yılında Samael Aun Weor’un The Perfect Matrimony (Mükemmel İzdivaç) kitabını yayınlaması. Bu kitabın ortaya çıkışı zamanın spiritüel toplulukları içinde söndürülmesi güç bir yangını harekete geçirdi; birçoğu neye uğradığını şaşırdı, bazıları öfkelendi, bazıları ise derinden ilham aldı. Roma Katolik Kilisesi Samael’i tutuklamak için arıyordu ve tutuklanmıştı. Birçok kişi onu öldürmek için tehdit etti; birçoğu öldürme teşebbüsünde bulunuldu. Fakat yine de, sonuç olarak bu kitabın ortaya çıkması, her biri Samael Aun Weor’un bayrağı altında birleşen çok geniş alana yayılmış geniş yelpazeli okul, öğretmen ve öğrenciler bütününden oluşan ve mesajı bugün gezegendeki bütün kıtaya yayılmış olan Uluslarası Gnostik Hareketi filizlendirdi.

Gerçek ezoterik bilgi olan Varlığın Öz-farkındalığına giden o hakiki yol ifşa edildiği sırada, kör edici bir yanlış bilgi fırtınası ortaya çıktı. Bunlar, kendi şehvet, gurur, açgözlülük, kibir, vb unsurlarını beslemek için kasten veya bilinçsizce insanlığın bilgi açlığından faydalanma arayışına giren “koyun kılığındaki kurtlar” idi. Dolayısıyla günümüzde “ezoterik öğretiler” adı altında binlerce kitap bulabiliriz, ancak çok çok azı hakikidir. “Ezoterik Tantra” ile ilgili birkaç yüz kitap bulabiliriz, fakat herhangi eğitimli bir öğrenci bunların hepsinin %100 Kara Büyü olduğunu kolayca görecektir. Şimdilerde “gizli bilgi” dedikleri şeyi öğreten çok sayıda öğretmen bulunabilir, fakat hangisinin doğru ve gerçek bilgi, hangisinin insanın egosunun bir aldatması olduğunu nasıl bileceğiz?

Samael Aun Weor’un eserlerinde açığa vurulan anahtarlar yardımıyla herkes herhangi bir döneme veya mekana ait bir bilgide neyin doğru neyin yanlış olduğnu belirlemeye başlayabilir. Esoteric Treatise of Hermetic Astrology (Hermetik Astrolojinin Ezoterik İncelenmesi) kitabında söylediği gibi,

Hikmetin altın kapısı, büyü sanatının kapısı bencil amaçlarla kullanıldığında kendisini yıkıma giden geniş ve enli yola dönüştürebilir. Biz Kali-Yuga çağı diye adlandırılan Demir Çağında, Kara Çağ’dayız. Bu çağda bütün okültizm öğrencileri kara yolda kendilerini kaybetme eğilimindedirler. Okültizm ile ilgili olarak “küçük kardeşler” tarafından savunulan hatalı kavramı ve büyük fedakarlık olmadan o kapıya erişilip gizemin eşiğinin geçilebileceği inancında olmaları rahatlığı görmek hayret vericidir.

Doğru ve gerçek Alşimi, Kabala, Ezoterik Psikoloji ve Meditasyon bilgisi, sıradan insanoğlunu bir Üstad, bir Melek veya bir Buda’ya dönüştüren bir bilgidir. Böylesi muazzam bir dönüşümü gerçekleştirmek, bir kavram veya inanç meselesi değildir. Aksine tamamıyla psikolojik bir devrimdir, kişinin her yönüyle bütünsel olarak devrimi. Tamamen bilimsel olup içerden ve dışardan tehlikelerle doludur. Her bir adım yoldan düşme potansiyeli barındırır, bu sebepten büyük ilgi ve azami dikkat gerektirir. Yol, Tek Yoldur, Kristifiye olan her Üstadın öğrettiği o aynı yol, yetiştikleri kültür, din ya da çağdan bağımsız olarak bütün geleneklere ait Melekleri ve Budaları aydınlatan o aynı yoldur.

Işık-krallığının Gizemleri olmadan ruhları Işığa götürmek imkansızdır. –İsa, The Pistis Sophia (103. Bölüm)

Samael Aun Weor, Varlığın Öz-farkındalığına Giden Yolu aydınlatan altmışı aşkın kitap yazmıştır. Kitapları, gerçek ve hakiki İnisiyasyona girebilmek için gerekli olan birçok pratik egzersiz ve ayrıntılı anlatımlarla doludur. Uluslararası Gnostik Hareketi kurmuş ve insanlık için birçok seviyede bilgi ve destek eğitimi vermiştir. Bütün hayatını insanlığa bilinci uyandırmamız için gerekli olan başlıca anahtarları vermeye adamıştı. Bu yolun tehlikelerini ve kendi aklımızın içinde bulunan tuzakları çok iyi anlamış biri olarak öğretme metodunun çok sert ve disiplinli olduğu bilinmektedir. Bununla beraber, insanların kendisinin takipçileri veya hayranları olmamalarını istemiştir, yalnızca ıstıraptan kurtulmamıza yardım etmeyi amaçlamıştır.

Sizleri, içimizde bulunduğumuz şu zamanların ciddiyeti üzerine düşünmeye ve Cennete geri giden kapıdan geçme fırsatından faydalanmaya davet ediyoruz.


Bilgi

Bu yazı, aslı Glorian Publishing’in hazırladığı “What is Gnosis?” adlı yazının tercümesidir.